| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Diyetler | Kilo Vermek | ZayıflamakSitemapSitemap_2







Kilo Verme ve Zayıflama Yöntemleri | Diyet Listeleri ve Diyet Çeşitleri | Beslenme Bilgileri
2 Günde 5 Kilo Vermek 3 Günde 3 Kilo Vermek 3 Günde 4 Kilo Vermek Karpuz Diyeti
1 Haftada 2 Kilo Vermek 1 Haftada 3 Kilo Vermek 1 Haftada 4 Kilo Vermek Lahana Diyeti
1 Haftada 5 Kilo Vermek 1 Haftada 6 Kilo Vermek 1 Haftada 8 Kilo Vermek Tatil Diyeti
10 Günde 4 Kilo Vermek 2 Haftada 7 Kilo Vermek 3 Haftada 5 Kilo Vermek Ramazan Diyeti
1 Ayda 4 Kilo Vermek 1 Ayda 5 Kilo Vermek 1 Ayda 10 Kilo Vermek Yaz Diyeti
1 Ayda 15 Kilo Vermek 6 Haftada 10 Kilo Vermek 20 Kilo Vermek Göbek Eritmek
20 Kilo Vermek Doğum Sonrası Kilo Vermek Hızlı Zayıflamak Meyve Diyeti
Kış Diyeti Zayıflatan Yiyecekler Sebze Diyeti Domates Diyeti
Makarna Diyeti Şeker Diyeti Salata Diyeti Çikolata Diyeti
Zayıflatan Meyveler Zayıflatan Sebzeler Soda Zayıflatır mı? Kalori Yakmak

Güzellik 

http://www.e-guzellik.org

Sağlıklı Yaşamanın Temel İlkeleri 

Felsefe : Taş devri 5-10 bin yıl önce bitmiştir. O zamandan bu zamana kadar genlerimizde çok az değişiklik olmasına rağmen çevresel şartlar ve özellikle de yiyeceklerimiz çok büyük oranda değişmiştir. Özellikle son 50-100 yıl içinde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı konulmuş gıdalar, margarin kimyasal yolla katılaştırılmış, ayçiçeği, mısır gibi sıcak preslenmiş sıvı yağlar aşırı şekilde kullanılmaya başlanmış; buna karşılık taze sebze, meyve ve tencere yemeklerinin tüketiminde de belirgin bir azalma olmuştur.

Gen yapımız ve buna bağlı vücudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar doğal olmayan yiyeceklerin tümü ile başa çıkacak yeteneğe sahip değillerdir. Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalıklardan korunmak istiyorsak mümkün olduğunca 5-10 bin yıl öncesine benzeyen bir diyet uygulamalıyız.

Genel ilke : Üç beyaz (tuz, şeker ve un) yasaktır ya da çok azaltılmalıdır. Her yiyecek doğadaki şekline en yakın olarak tüketilmelidir. Yasaklar haricinde yeme sınırı yoktur. Doyuncaya kadar yiyebilirsiniz. Çiğ yiyecekler toplam diyetin en az %60’ını oluşturmalıdır.

Etler : yağsız olmayacak, fazla pişirilmeyecek.
Kırmızı et (tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan eti) : sucuk, kavurma, pastırma vb serbest. Katkı maddelerinden dolayı salam-sosis tercih edilmemeli.

Sakatat : Karaciğer, böbrek, yürek, kokoreç, işkembe, uykuluk kırmızı etten (kas) daha yararlı. Fakat hastalıklı olmamasına dikkat.

Beyaz et : Tercihen köy tavuğu ve diğer kümes hayvanları (köy tavuğu geç pişer).

Balık : ağır metal zehirlenmesi riskini azaltmak için küçük balıklar tercih edilmeli, balık çiftliği balıkları tercih edilmemeli.Yumurta : En Kaliteli protein kaynağıdır. Köy yumurtası tercih edilmeli. Günde 1-4 adet yenilebilir. Tercih sırasına göre 1. çiğ (mikroplu olmadığından eminseniz!), 2. rafa
dan, 3. Lop, 4. kızartma (mümkünse yenmemeli, yenilecekse, zeytinyağında ya da fındık yağında ya da tereyağında yapılmalı ve önce akı pişirilmeli, sarısı ayrıca çiğ olarak eklenmeli)

Sebzeler ve yeşil yapraklılar : her çeşidi yenilebilir. Daha çok çiğ tüketilmeli. Koyu yeşil yapraklılar K vitamini, kalsiyum ve magnezyumdan zengindir (kemik erimesinin önlenmesi!) ve ayrıca omega-3 yağ asidi içerir. Doğal yetiştikleri için yabani otlar (ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu, semizotu, labada vb) mükemmel. Semiz otu sebzeler içinde en önemli omega-3 kaynağıdır.

Patates : yüksek şeker içerdiğinden yenilmemeli.

Sarımsak
: Hücreleri paslanmaktan koruyan (antioksidan) en önemli yiyeceklerden biri. Her gün en az iki diş yenilmeli. Cacık şeklinde de alınabilir. Sarımsağı ezin (yutmayın) ve en geç 1 saat içinde tüketin.

Soğan : En az sarımsak kadar değerli.

Zeytin
: Mümkün olduğunca tuzu çıkartılmalı. Sele zeytininin tuzu daha rahat çıkıyor. Daha çok yeşil zeytin tercih edilmeli.

Meyveler : Kayısı, üzüm, muz, gibi şeker içeriği yüksek meyveler sınırlı yenmeli. Az şekerli meyveler daha çok yenilebilir (tazesi tercih edilmeli). Üzüm çekirdeği ve kabuğu, çilek, yaban mersini, kızılcık gibi meyveler çok yüksek antioksidan etkilere sahip.

Süt ve süt ürünleri : Köy ya da mandıra sütü tercih edilmeli. İmkan yoksa pastörize günlük şişe sütü kullanılabilir. Homojenize ve UHT teknolojisi kullanılan kutu sütler tüketilmemeli. Kaymak bağlamayan, ekşimeyen ya da kesmeyen süt ya da yoğurt doğal değildir.

Sütten çok mayalanmış süt ürünleri (tam yağlı yoğurt, tam yağlı peynir) tercih edilmeli. Kefirle mayalanmış süt çok yararlı. İçerdiği çok sayıda probiyotik (faydalı mikrop) ile sindirim bozukluklarını önlüyor ve yaşlanmayı yavaşlatıyor.

Baklagiller (Nohut, fasulye, mercimek, bezelye, börülce) : Haftada 2-3 kereden fazla yenmemeli (12 saatte bir suyu değiştirilmek üzere 48 saat suda bekletilmeli, ve ağır ateşte (mümkünse güveçte) pişirilmeli.

Soya : Söylendiği gibi sağlıklı bir yiyecek değildir. Protein sindirimini ve bağırsaktan kalsiyum, demir ve çinko emilimini azaltır. Tiroid hormonu sentezini bozar. Erken ergenlik belirtileri, kısırlık ve adet düzensizliklerine yol açabilir. Alerjilere neden olabilir. Çok az yenmeli hatta hiç yenmemelidir. Az miktarda fermente soya ürünleri yenilebilir.

Kabuklu kuruyemişler (ceviz, fındık, fıstık, ayçiçeği, kabak çekirdeği, badem) : Günde 1-2 avuç (25-50 gram kadar) oldukça yararlı. Çiğ ve az tuzlu olanı tercih edilmeli.

Yağlar
: Yağ kısıtlaması vücut için zararlıdır. Sanılanın aksine yağı az, dolayısıyla şekeri fazla yiyecekler insanları daha çok acıktırır ve daha çok şişmanlatır!

Margarin
: Kesinlikle yasak!

Tohumlu sıvı yağlar (ay çiçek yağı, pamuk yağı, mısırözü yağı, soya)
: Kullanılmamalı ya da çok az kullanılmalı. Omega-6/omega-3 dengesini, omega-6 lehine bozuyor. Sıcak presten çıkan bu yağların birçok organımızı ve damarlarımızı yıpratıcı özellikleri var.

Zeytinyağı : Mükemmel! Halis sızma olanlar tercih edilmeli. Riviera ikinci seçenektir.

Fındık yağı : Riviera gibi. Piyasadakilerin çoğu karışık! Halis olanları pahalı ve sızma zeytinyağından daha iyi değil.

Tereyağı
: Mükemmel! Mümkünse özgür otl-ayan hayvanların yağı(köy tereyağı). Piyasa-da sahtesi (margarin üzerine giydirilmiş) çok. Sahtesi dışarıda bırakıldığında geç erir, bıçakta fazla leke bırakır.

Urfa yağı
: Tereyağı gibi

Kuyruk ve iç yağı
: Tereyağı gibi yararlı.

Balıkyağı : Hayat iksiri! Büyük ölçüde omega-3 yağ asidi içeriyor. Bebeğinden, hamilesinden, gencine ve yaşlısına kadar herkes kullanmalı. Günde en az 1-2 kapsül (0.5-1 gr).

Balıkyağı şişmanlatmaz. Yaz-kış kullanılabilir. Morina karaciğeri yağı D vitamini içerdiğinden yazın kullanılmamalı. Aksi halde D vitamini yüklenmemesi yapabilir.

Keten tohumu
: Balık yağından sonra ikinci önemli omega-3 kaynağı. Aynı zamanda soya gibi zayıf östrojenik özelliğe sahip. Önce hafifçe kavurun ve kahve değirmeninde öğüttükten sonra günde 2-3 tatlı kaşığı yemeklere, yoğurda veya salatalara serpin. Keten tohumunun Omega-3 gücü balık yağının onda biri kadardır.

Kızartmalar : Vücut hücrelerini paslandırdığı için zararlı. İllaki yenilecekse tereyağı, zeytinyağı, veya fındık yağı ile yapılmalı. Kızartmaların zararlı etkilerini azaltmak istiyorsanız yanında sarımsaklı yoğurt ve yeşillik yiyin.

Tahıllar ve unlu gıdalar : Hızlı emilen şeker miktarları yüksek olduğu için insülin direncini arttırırlar. Bu nedenle ekmek, bulgur, mısır, çavdar, makarna, pirinç vb. gibi tahıllar ve bunlar ile yapılan yemekler ve hamur işleri yenmemeli ya da iyice azaltılmalıdır. Diyete adapte olmada güçlük çekenler kısa bir süre için tam buğday ekmeği (köy ekmeği), kepek ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği ve bulgur yiyebilirler.

Çaylar
: Hepsi çok yararlı. Şekersiz içilecek! Telli ve doğal olmayan zamklı poşet çaylar kanser yapabilir.
Kahve-nestkahve: Tamamen yasak olmamak-la birlikte sınırlı içilmeli. Türk kahvesi tercih edilmeli (şekersiz ya da az şekerli)..

Turşular : Oldukça yararlı. Tuzunu azaltın (turşu kurarken tuz yerine limon tuzu, as-korbik asit ya da sirke kullanın). Sirke (özellikle halis üzüm sirkesi), nar ekşisi, şalgam suyu ve meyankökü suyu faydalı mikroplar (probiyotikler) açısından çok yararlı.

Tuz : Yiyeceklerin içinde doğal olarak bulunan tuz vücudumuzun ihtiyacını karşılar. Tencere yemekleri içine az miktarda tuz katılabilir. Yemeklerin ve salataların üzerine tuz serpmeyin. Az tuz sizi halsiz bırakıyorsa tuzu biraz artırın.

Baharatlar : İçerdikleri vitamin, mineraller ve antioksidanlar (vücudun pasını sökücü) açısından oldukça yararlıdır.

Şekerler : Rafine şekerler (çay şekeri, früktoz vb) ve bunlarla yapılan yiyecekler (pasta, bisküviler, gofretler, baklava, revani, kadayıf vb) yasaktır.

Çikolata : Haftada bir kere orta boy, sütsüz (bitter) ve kaliteli çikolata yenilebilir (şart değil!). Çikolata kadınlarda adet öncesi dönemde görülen depresyonu azaltır (en iyi magnezyum kaynağı).

Bal : Halis ise şifa verir. Günde bir iki çay kaşığı yenilebilir. Alelade ballar, her çeşit ve reçel aşırı şeker içerdiğinden yenilmemelidir. Piyasadaki balların en az %95’i doğal değildir. Fazla olmamak koşulu ile meyvelerin kendi şekeri ile yapılan pekmezleri yenilebilir.

Tatlandırıcılar ve bunlarla yapılmış diyet ürünleri yenilmemelidir. Özellikle aspartam (Canderel ®, Sanpa®, Aspartil®, Diyet-Tat®, Nutra-tat®, diyet kola, şekersiz sakız, birçok diyet yiyecek içinde bulunur) depresyon da dahil olmak üzere birçok yan etkilere yol açabilir.

İçki/Alkol : Günde 1-2 kadeh şarap (özellikle kırmızı kırmızı), rakı ya da eşdeğer içki içilebilir. Mecburiyet yoktur!

Meşrubat
: Her türlüsü yasak. Evde yapılan taze meyve suyu (posası ile birlikte) içilebilir. Meşrubat olarak ayran, kefir, boza, şalgam suyu veya meyan kökü suyu için.

Su : Günde 6-8 bardak su için. İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir. İçtiğiniz su aşırı soğuk olmasın. Kaynak suyunu için. Şebeke suyunu mümkünse içmeyin (klorlu !). Klor, mikropları öldürmek için suya konulur. Fakat kanser de yapabilir. Şebeke suyunu musluktan aldıktan sonra en az bir saat dinlendirirseniz kloru uçar. Filtre edilmiş şebeke suyu içilebilir, fakat kaynak suyunun yerini tutmaz.

Yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarını seyrelterek etkilerini azaltır. Yemekten yarım saat önce veya sonra su içebilirsiniz. Uykudan önce bir ya da iki bardak su içilmelidir.

Pişirme : Yemekler kendi suyunda ağır ağır pişirilmeli (buğulama ve güveçte pişirme tercih edilmeli). Hızlı pişirme yöntemleri (kızartma, ızgara, mikrodalga gibi) sakıncalıdır. Toprak kap, çelik kap ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Teflon ve alüminyum kap kullanmayın.Sıcak yemekleri alüminuyum folyo ve streç içinde saklamayın.

Dondurulmuş yiyecekleri fazla tüketmeyin. Pişirme sularını atmayın (baklagiller hariç). Konserve yiyecekleri ise mümkünse hiç yemeyin.

Yemek yeme sıklığı
: Diyet başlangıcında, kan şekeri düşebileceği için daha sık yemeli. 1-2 hafta içinde insülininiz terbiye olur ve günde 3 öğün yemek (çocuklar için 4-5 öğün) yeterli olur. Lokmaları iyice çiğneyin! Sabah kahvaltılarını kuvvetli yapın; akşam yemeği hafif olsun. Yemek miktarlarını yaklaşık şöyle bölümleyin. Sabah 3), öğle2), akşam: (1) ya da Sabah (2), kuşluk (1). Öğle(1), ikindi (1), akşam1). 19.00-20.00’den sonra mümkünse yemek yemeyin, Tok karnına uyumayın.

Herhangi bir yiyeceği yedikten 0.5-2 saat sonra o yiyecek midenizi bulanıyor, karnınızı ağrıtıyor, rahatsızlık hissi uyandırıyorsa, yorgunluk hissetmenize yol açıyorsa ya da karnınızı çok çabuk acıktırıyorsa (şeker düşüklüğü !) o yiyeceği azaltın ya da hiç yemeyin (Vücudunuzun sesini dinleyin !)

Diş temizliği : Her yemekten sonra, mümkün değilse yatmadan önce dişinizi 2-3 dakika fırçalayınız ve macunu yutmayınız. Çocuklarda yutmayacaklarından emin oluncaya kadar florlu diş macunu kullanmayınız. Sodyum florür toksik olduğu için çocuklara flor tableti takviye etmeyin. Yiyecek ve içeceklerdeki flor (kalsiyum florür) doğal olup, toksik değildir. Florun diş çürüklerini azaltmadığını gösteren çok sayıda araştırma vardır.

Hareket
: Günde en az yarım saat hızlı yürüyüş yapılmalı ya da yavaş koşulmalı ve merdivenler çift çift çıkılmalı. Günde en az 3-5 dakika kültür fizik hareketleri yapılmalı. Yorgun düşüren hareketlerden kaçınılmalı. Egzersiz ağırlığı tedricen artırılmalı. Hedefinizi iyi seçin. Her gün yapabileceğiniz egzersizleri yapın. Derin temiz hava soluyarak hücrelerinizdeki oksijeni artırın.

Güneşlenme : Güneşli havalarda en az yarım saat (gözlüksüz olarak) güneşe maruz kalınmalı (kışın tercihen 11.00-13.00 arası). Güneş ışınları daha rahat uyumanızı sağlar, depresyonu azaltır ve D vitamini sentezini artırır. D vitamini kemik hastalıklarına, romatizmal hastalıklara, kansere (deri kanseri dahil!) ve çeşitli müzmin hastalıklara karşı koruyucudur. Yazın mayo ile güneşlenirken başlangıçta güneşte fazla kalmayın (özellikle 11.00-13.00 arası). Dengeli şekilde yanın, haşlanmayın!!. Tatile çıkmadan önce depo şeklinde alınan D vitamini ampulü derideki yanmayı azaltır.

Uyku : Mümkünse 22.00’den önce yatın. 5 saatten az 9 saatten fazla uyumayın. İyi bir uyku için midenizin boş olması gerektiğini unutmayın.

http://www.e-guzellik.org/

Çikolata Diyeti 

Evet arkadaşlar, kilolarınızdan şikayetçisiniz ama çok sevdiğiniz çikolatadan vazgeçemiyorsunuz, çikolata olmadan yaşayamam diyorsunuz, en azından günde 1-2 kere yemezsem duramam diyorsunuz ama bu şekilde kilo vermem imkansız diyorsunuz. Yanılıyorsunuz! İşte sizlere çikolata diyeti;

Kahvaltıda : 1 tatlı kaşığı fındık ezmesi, 1 dilim kepekli ekmek yada 1 dilim çavdar ekmeği, 2 adet domatesli karper peynir, 1 tane salatalık ve 1 tane yeşil biber.

Öğlen Yemeği : 1 porsiyon tavuk şiş yada 1 porsiyon ızgara tavuk göğüs, 1 su bardağı ayran ve az yağlı mevsim yeşilliklerinden salata.

Akşam Üstü Yemeği : 1 tane küçük çikolata veya 4-5 tane küçük top çikolata yada 1 kase çikolatalı puding.

Akşam Yemeği : 4-5 kaşık tercih ettiğiniz zeytinyağlı sebze yemeği, 1 dilim kepekli ekmek yada 1 dilim çavdar ekmeği, az yağlı mevsim yeşilliklerinden salata.

Ara Yemeği : 1 su bardağı çikolatalı süt, 1 tane tercih edilen meyve.


Domates Diyeti 

Sabah uyanır-uyanmaz : 1 bardak suya 3 çorba kaşığı limon suyu sıkıp için.

1 saat kadar sonra : 1 bardak domates suyu için.

1 saat kadar sonra : 1 adet haşlanmış patates yiyin.

1 saat kadar sonra : 1/2 bardak domates suyu için ve 4 adet kiraz yiyin.

1 saat kadar sonra : 1 dilim karpuz yiyin.

1 saat kadar sonra : 1 bardak domates suyu için.

1 saat kadar sonra : 1 tas sarmısaklı, az tuzlu cacık yiyin.

1 saat kadar sonra : 1 bardak domates suyu için.

1 saat kadar sonra : 1 bardak suya 4 çorba kaşığı limon suyu sıkıp için.

1 saat kadar sonra : 1 adet haşlanmış patates yiyin.

1 saat kadar sonra : 18 tane kiraz yiyin.

1 saat kadar sonra : 1 küçük tas light yoğurt yiyin.

1 saat kadar sonra : 1 dilim karpuz ve 30 gram tuzsuz beyaz peynir yiyin.

Gün içerisinde, çok olmamak kaydıyla, herhangi bir zeytinyağlı sebze yemeği veya bol sirkeli salata yenebilir.


Salata Diyeti 

Salata diyeti ; kilo vermeye-zayıflamaya, diyet-rejim-perhiz olarak kullanmaya yaradığı gibi, hazımsızlığı da iyi geldiği bilinmektedir.

 

1. Gün :

Sabah : 75 gram siyah üzüm, 120 gram kavun ve yarım papatyadan oluşan bir meyve salatası.

Ara Öğün : 1 dilim yağsız labne sürülmüş kepek ekmeği, yanında da maydanoz.

Öğlen : taze fasulyeli, tavuk göğüslü marul salatası için;

100 gram taze fasulyeyi dilim dilim doğrayıp 8-10 dakika tuzlu suda haşlayın. 1 tane küçük soğanı ince ince doğrayın. 75 gram marulu ellerinizle parçalayın. Haşlanmış fasulyeyi, soğanı ve salatayı büyük bir kaseye koyun. İçine 1 yemek kaşığı sirke dökün, tuz ve karabiber serpin. Önceden haşladığınız 125 gram tavuk göğüsünü salataya ilave edin.

Ara Öğün : 1 tane kivi.

Akşam : salatalıklı, peynirli sandviç.


2. Gün :

Sabah : 2 dilim reçelli kepek ekmeği.

Ara Öğün : 150 gram yağsız yoğurt.

Öğlen : şef salatası için;

1/2 tane kıvırcık salata, 50 gram mozarella peyniri, 1 tane yeşil biber ve 2 tane havuçtan oluşan salatayı, sirke, zeytinyağı, tuz ve biberle tatlandırın.

Ara Öğün : 75 gram siyah üzüm.

Akşam : mantarlı omlet için;

200 gram mantarı küçük şekilde doğrayın ve mantarları üstü kapalı bir tavada 3-4 dakika kızartın. Tuz ve karabiberle tatlandırın. 1 tane yumurtayı, 2 yemek kaşığı su ve 3 yemek kaşığı parmesan peyniriyle karıştırın. İçine dereotu ve maydanoz ekleyin. Yumurtayı mantarlara ilave edin, 5 dakika pişirdikten sonra çıkarın.


3. Gün :

Sabah : 1 dilim peynirli kepek ekmeği, 1 tane domates veya salatalık.

Ara Öğün : 100 gram karpuz.

Öğlen : biberli patates salatası için;

200 gram patatesi 20 dakika haşlayıp, dilimleyin. 1 tane kırmızı biberi ve 1 tane taze soğanı ince ince doğrayıp patatesle birlikte büyük bir kaseye koyun. İçine 1 yemek kaşığı sirke, tuz, karabiber ve maydanoz ekleyin.

Ara Öğün : 125 ml. taze sıkılmış portakal suyu.

Akşam : 1 kase light yoğurt, 4 yemek kaşığı haşlanmış sebze (brokoli, karnabahar ya da kabak) ve 2 dilim kepek ekmeği.


4. Gün :

Sabah : kepek ekmeğinden oluşan kaşarlı ve domatesli tost. Yanında taze sıkılmış portakal suyu.

Ara Öğün : 75 gram siyah üzüm.

Öğlen : mantarlı salata için;

200 gram göbek salatayı ince ince doğrayın. Salataya 1 çay kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı sirke, tuz, karabiber ve 1 çay kaşığı hardal ekleyin. 75 gram kıvırcık salatayı, 4 adet mantarı ve 1 elmayı ince ince doğrayıp derin bir tabağın içine yayın. Üzerine göbek salatayı koyun. Yanında 2 adet susamlı galeta yiyebilirsiniz.

Ara Öğün : 1 dilim etimek ve 100 gram domates.

Akşam : peynirli-turplu salata için, 40 gram yağsız peyniri, 150 gram dilimlenmiş salatalık ve 1 demet doğranmış küçük kırmızı turpla karıştırın. İçine 2 yemek kaşığı sirke, yarım çay kaşığı zeytinyağı, tuz ve karabiber ekleyin. Yanında 1 dilim kepek ekmeği yiyebilirsiniz.


5. Gün :

Sabah : 100 gram yağsız labne peynirini, ince kıyılmış 1/2 adet kırmızı biberle karıştırın. Bu biberli karışımı 2 dilim kepek ekmeğine sürün.

Ara Öğün : 250 ml. domates suyu.

Öğlen : hardal soslu salata için;

1 adet yumurtayı haşlayın. 50 gram yoğurdu, 1 çay kaşığı limon suyu ve 1 çay kaşığı hardalla karıştırın. 50 gram kıvırcık salatayı ve 1 adet domatesi küçük küçük doğrayın. Salatayı, domatesi ve yumurtayı derin bir kaseye koyun ve sosu üzerine dökün. İsterseniz yanında 2 adet kepekli galeta yiyebilirsiniz.

Ara Öğün : 1 tane kivi.

Akşam : mantar soslu makarna için;

50 gram makarnayı haşlayın. 100 gram mantarı ve 1 adet arpacık soğanı küçük şekilde doğrayıp 1 çay kaşığı zeytinyağında kavurun. İçine 100 ml. domates suyu ekleyin ve hafif ateşte pişirin. Pişen mantar sosunu makarnanın üzerine dökün.


6. Gün :

Sabah : 100 gram kavunu ezerek 200 gram süt ve 30 gram yulafla karıştırın.

Ara Öğün : 200 gram yağsız yoğurt, 1 adet muz ve kividen oluşan bir meyve salatası hazırlayın.

Öğlen : mango salatası için;

1/2 adet mangoyu, 1 adet soğanı ve 150 gram salatalığı incecik doğrayın. 75 gram marulu yıkayın ve ellerinizle parçalayın. Tüm bu malzemeleri derin bir kaba koyun. İçine 2 yemek kaşığı sirke, tuz ve karabiber ekleyin. Yanında 2 dilim kızarmış kepek ekmeği yiyebilirsiniz.

Ara Öğün : 200 gram yoğurdu 125 gram küçük şekilde doğranmış çilekle karıştırın.

Akşam : tonbalıklı domates salatası için;

300 gram domatesi, 1 adet soğanı ince şekilde dilimleyip büyük bir kaseye koyun. İçine 75 gram ton balığı ekleyin. Salatayı 1 yemek kaşığı sirke, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz ve karabiberle tatlandırın.


7. Gün :

Sabah : 150 gram siyah üzümü, 1 bardak yağsız süt ve 5 yemek kaşığı corn flakes'le karıştırın.

Ara Öğün : 1 adet elma.

Öğlen : Ispanaklı domates salatası;

40 gram fiyonk makarnayı tuzlu suda haşlayın. 75 gram ıspanağı ve 150 gram domatesi ince şekilde doğrayıp süzdüğünüz makarnayla karıştırın. İçine 1 çay kaşığı dilimlenmiş yeşil zeytin, tuz, karabiber ve 1 çay kaşığı zeytinyağı ekleyin.

Ara Öğün : 150 gram çilek.

Akşam : roka salatası için;

50 gram rokayı, 1 adet küp şekilde doğranmış ekşi elma ve 30 gram haşlanmış tavuk göğsüyle karıştırın. İçine bol limon suyu, tuz, karabiber ve zeytinyağı ekleyin.

 

Kış Diyeti 

Kış diyeti sayesinde günlük 1100 kalori verebilirsiniz. İşte kış diyeti listesi ;


Birinci Gün :

Sabah : 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, 1 fincan şekersiz çay, 1 tane haşlanmış yumurta

Öğle : yağsız salata (mevsim yeşillikleriyle), 2 tane ızgara köfte

Akşam Üstü : 1 tane elma

Akşam : haşlanmış sebze, 100 gram ızgara et, 1/2 kase yoğurt

Yatmadan Önce : 1 bardak süt



İkinci Gün : 

Sabah : 2 kibrit kutusu kadar kaşar peyniri, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, 1 fincan şekersiz çay, 2-3 tane siyah zeytin

Öğle : 1 kase yoğurt, 4 tane ızgara köfte

Akşam Üstü : 1 tane armut

Akşam : haşlanmış ıspanak, ızgara balık

Yatmadan Önce : 1 bardak süt

 

Kalori, Egzersiz ve Diyet 

Kalori : Yediğimiz ve içtiğimiz yiyecek ve içeceklerden aldığımız enerjidir. Fazla alındığında veya alınan kalori yakılmadığında kilo problemlerine neden olmaktadır.

Egzersiz : Günlük hayatta yapılan spordur. Kısa yürüyüşler, ev içinde daha hareketli olmalar, asansör yerine merdiven kullanmak egzersizlere en basit örneklerdir.

Diyet : Yenilecek veya içilecek, yiyecek ve içeceklere getirilen sınırdır. Kalori alımını orantılı bir şekilde dengelemek veya önlemektir.

Egzersiz + Diyet : Sağlıklı ve kolay zayıflamak, kilo vermek veya mevcut kiloyu sağlıklı ve kolay bir şekilde sabit tutmaktır.

 

Diyet planınızı egzersiz planınızla birleştirirseniz, kilo vermek – zayıflamak ve kilonuzu korumak çok daha kolaylaşır. Egzersiz, daha fazla kalori yakmanızı sağlar. Aldığınız kalori miktarındaki ve uyguladığınız diyetle birleştiğinde, egzersiz bir zayıflama programı için çok değerlidir. Kasları güçlendirmeye, enerjinizi arttırmaya ve kendinizi sağlıklı hissetmenize yardımcı olur. Enerji eksikliği, zayıflayan insanların genel bir şikayetidir.

Egzersizin yararları büyüktür ama yalnızca bir egzersiz planına bağlı olarak hızlı bir zayıflama umut etmeyin. Zayıflama düzenli olmalıdır ve en iyi olarak doğru yeme alışkanlıklarının düzenli egzersizle birleştirilmesiyle elde edilir. Ancak küçük bir egzersizin bile yağın yakılmasına yardımcı olacağını unutmayın. Yakılan bu yağ, günlük kilo dalgalanmalarında görünmeyecek kadar küçük olabilir ama her küçük parçanın yardımı vardır. Ayrıca egzersizin protein ihtiyaçlarını da arttırabileceğini unutmayın.

Bir egzersiz ve diyet planına başlamadan önce doktorunuza danışın. Yavaş yürüme gibi hafif egzersizleri bile önleyen fiziksel bir yetersizliğiniz varsa, ümitsizliğe kapılmayın. Yalnızca aldığınız kaloriyi azaltarak da başarıyla zayıflayabilirsiniz.

 

Kilolar ve Protein 

Fazla kilolarınızdan kurtulmak mı istiyorsunuz? Ye yeseniz yarıyor mu? Su bile içseniz kilo mu alıyorsunuz? Kilo problemleriniz mi var?

Kilolarınızdan kurtulamıyorsanız veya çok kolay kilo alıyorsanız, et, yumurta ve peynir gibi gıdalara dikkat edin. Ya mümkün olduğunca az tüketin ya da kalorisi en düşük olan çeşitlerini tercih edin.

Et, yumurta, peynir gibi protein grubuna dahil olan besinler, özellikle ülkemizde çok fazla tüketilir. Proteinin, kas ve kemik gelişimine katkısı elbette küçümsenemez. Ayrıca metabolizmayı hızlandırdığı da çok büyük bir gerçektir. Fakat gereğinden fazla tüketildiği zaman, kilo almaya ve kolesterole, dolayısıyla kalp-damar hastalıklarına da sebep olabilir.

Peki, kilo problemi yaşamamak için veya kilolarınızdan kurtulmak (kilo vermek ve zayıflamak) için ne yapmak gerekiyor?

İşte proteini ölçülü tüketmenin sırları;

 

İnce kesilmiş kırmızı eti, yağsız teflon tencerede pişirin.

Kıymayla yemek yaparken, içine fasulye veya sebze ekleyin.

Haftalık yediğiniz kırmızı et miktarını en aza indirin.

Her türlü eti daha çok haşlama yöntemiyle pişirmeyi deneyin. Haşlama yiyemiyorsanız ızgara yapmayı tercih edin.

Tavuk veya hindinin derisi ayrılarak yenmelidir. 1 porsiyonluk tavuk veya piliçten alınan kalorinin % 60'ı derisinde bulunur. Kanat ve but kısımlarını daha az yemeye çalışın.

Haftada 1 kez balık yemeğini seçin. Seçeceğiniz balığın somon veya lüfer gibi yağlı olmasına dikkat edin.

Peynir çok fazla protein içerir. Bu nedenle az kalorili peynirler seçin. Örneğin beyaz peynirin kalorisi, kaşardan daha azdır. Lor da az kalorili bir peynirdir. Parmesan çok kalorili bir peynirdir. Tulum da nispeten az kalorili bir peynirdir.

Protein ihtiyacınızı nispeten nohut, mercimek ve kuru fasulyeden de karşılayabilirsiniz.

 

Diyet Yapmadan Kilo Vermek 

Diyet yapmadan zayıflamak için pek çok değişik zayıflama yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin bir çoğu en etkin sistemin diyetle birlikte olabileceğini savunmaktadırlar. Bunların başında da akupunktur gelmektedir.

Akupunkturda mantık açlık hissini ortadan kaldırmaktır. Açlık hissi ortadan kaldırıldığında, kişinin daha az yiyeceğini ve kilo kaybının daha hızlı olacağı savunulmaktadır. Gerçekten de akupunktur pek çok kişide işe yaramaktadır. Kısa sürede ve hızla istedikleri kiloya gelebilmektedir. Diyetlerini bıraktıklarından ise hızla eski kilolarına dönmektedirler.

Akupunktur genel mantığına baktığınızda eğer kişinin iştahında azalma oluyorsa o zaman günlük beslenmesinde daha az yiyeceği için neden diyet yapmaları istenmektedir. Akupunkturda uygulanan diyetlere baktığınızda açlık sınırında diyetler verilmektedir. Günde 8-10 tane maden suyuyla salatalar, düşük kalorili besinlerle diyet yaptırılmaktadır. Açlık sınırındaki bu diyetlerle kişinin iştahını kapatmasanız da aldıkları kalori miktarları çok düşük olduğu için zayıflamaları beklenen bir mantıktır.

Literatürlerde diyet ve diyetle birlikte akupunktur uygulanan hastaların zayıflama oranlarının karşılaştırılmış bir araştırmada bulunmamaktadır. Akupunktur üzerine yapılan bu kadar çok spekülatif söylenti varken bu işin ustaları olarak kendilerini gösterenler bu konuda neden çalışmalar yapmazlar? Sakladıkları gerçekler mi vardır? Yoksa bizim savunduğumuz gibi zayıflamanın kilit noktası olan diyet mi işe yaramaktadır?

Zayıflama ilaçlarına baktığınızda da aynı vardır. Zayıflama ilaçları üreten firmalar kendi ilaçları hakkında pek çok çalışmayla şişmanlığın kontrol edebildiklerini anlatmaktadır. Eğer ilaçla yağları eritebildiklerini, metabolizmayı hızlandırıyorsalar neden ilaç kullanan hastalara diyet öneriyorlar? Etkinin artması amacıyla ilaçla birlikte diyet verilmektedir. Eğer ilaçlar bu kadar sihirli değnekler ise normal beslenme alışkanlıklarıyla birlikte uygulandığında kilonun korunmasına ve zayıflamaya neden olması gerekir.

Farklı zayıflama ilaçlarının farklı etki mekanizmaları bulunmaktadır. Yağ emilimini engelleyen ilaçlar yağda eriyen vitaminlerin emilimlerini de etkilemektedirler. Çok uzun kullanımlarında bu vitaminlerin yetersizliklerine sebep olabilir.

Bitkisel kökenli, tarım bakanlığından ruhsatlı, kilo kontrol ettiklerini iddia edilenler ise tam anlamıyla mekanizmaları ve etki sistemleri tartışılabilir. Başta da söylediğimiz gibi bu alanda yapılan pek çok hileler bulunmaktadır. Bunlardan bir de “sizi zayıflatır” demek yerine “kilonuzu aşağı kontrol eder” bir söylem kullanmaktadırlar.

Genel zayıflama mekanizmasında yağlar suçludurlar ve şişmanlığın temel sebeplerindendirler. Bu yargı acaba doğru mudur? Dünya üzerinde yaşayan halklardan olan Eski Molar’ın genel beslenme alışkanlıklarına baktığınızda yediklerinin yarısı yağa dayalı besinlerdir. O zaman Eski Moların hepsi şişmandır ve kalp, hipertansiyon, kolesterol, kanser gibi hastalıklar daha çok görülür dememiz gerekir. Bu yargı yanlıştır yukarıda saydığımız hastalıkların en az görüldüğü haklardan birdir Eski Molar.

Yine hatırlatalım şişmanlığın sebebi fazla yenen yağlar değil, fazla alınan kalorilerdir. Bu kalorilerin hangi kısmının nerden geldiğini bir yana bırakırsak, yağ fazla yediğimiz günlerde diğer besinlerden azaltırsak bunu dengeleyebiliriz. Yağın asıl suçlu olduğu kısım ise 9 kalori vermesidir. Kilolarınızı kontrol altına almamız gerekiyorsa kaloriyi bir şekilde azaltmamız gerekir, en kolay ve etkili yöntemle yağ miktarı azalırsa yüksek miktarda kalori alımı azaltılmış olur. Yağlar tüm zayıflama yöntemlerinde ve diyette de anahtar rol oynar, tüm stratejiler yağlar üzerine geliştirilirler. Kalorileri azımsanmayacak kadar fazladır, besinlerin içerisinden yağlar pek çok endüstriyel üründe çıkarılmış ürünler rahatlıkla bulunmaktadır.

 

Form Tutmak 

Formda kalmak pek çok kişi tarafından kendi kişisel özelliklerine göre şekillendirilebilir. Kilo problemi olmayan kişiler tarafından aynı kiloda kalma çabaları olarak nitelendirilirken benzer durum kilolu biri için eski kilosuna kalmak olarak nitelendirilebilir.
Bu terim sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel sağlığın iyiliğini kapsayan ve sağlığın her aşamasını içeren bir ifadedir. Beslenme ve fiziksel aktivite, her biri için temeldir.

 

Formda olduğunuzda :

Günlük yaşamdaki duygusal ve mental değişikliklere karşı dayanıklı olarak pozitif bir bakış açısıyla üstesinden gelirsiniz.
Kalp hastalıkları, kanser, diyabet gibi ciddi hastalıkları içeren pek çok sağlık sorununa karşı düşük risk taşırsınız.
Kendinizi iyi hissetme ve görme şansına sahip olursunuz.
Acil durumlarda kendinizi korumak için gerekli fiziksel güç ve dayanıklılıkta olursunuz.
Yüksek kalitede ve belki de uzun bir yaşam için iyi bir şans yakalarsınız.

Formda olmanın yaşı yoktur. Formda kalmak, her yaşta düzenli fiziksel aktivite ve iyi beslenmeyi içeren bir yaşam şeklidir. Ne kadar erken başlanırsa sağlık için o kadar iyi olur. Her yaşta ve yaşamın her aşamasında kendi potansiyelinizin en fazlasını yapın. Besin seçimi ve fiziksel aktiviteyi gereksinimlerinize adapte ederek, kişisel alışkanlık ve yaşam biçimi haline getirerek sağlıklı olabilirsiniz. Bu kitap yaşam boyu sağlıklı beslenme ve aynı zamanda besinlerden zevk alma konularında bilgilendirmektedir.

İyi beslenme ve düzenli fiziksel aktivite- sadece biri değil- formunuzu geliştiren yaşam şekli ile ilgili ayrılmaz iki alışkanlıktır. Yaşam şekilleri ile ilgili diğer kararlar da sağlığınızı olumlu yönde etkilemektedir. Yeterli uyku, sigara içmeme, stresi kontrol altına alma, orta düzeyde alkollü içecek tüketme, emniyet kemeri kullanma, hijyen kurallarına uyma ve sağlığı korumak için düzenli olarak tıbbi kontroller yaptırmak bunlardan birkaçıdır.

Beslenme terimini hep duyarsınız. Besin ve formda kalma ilişkisi, duyumlarınızın temelini oluşturur. Beslenme yiyeceklerin vücudu nasıl beslediğine bağlıdır. İyi beslenme de aşırıya kaçmadan vücudun gereksinimine yetecek kadar besin alınmasıdır.

Bugünkü beslenme bilgileri yıllar süren bilimsel araştırmalar sonucu elde edilmiştir. Sağlık ve besinlerle ilgili araştırmaların uzun bir tarihi geçmişi vardır, hatta bununla ilgili eski Yunanların da kayıtları bulunmaktadır. Fakat beslenme ile ilgili gizemler 19. yüzyıla kadar açıklığa kavuşturulamamıştır. Bundan sonra bilim adamları beslenme ile ilgili pek çok soruyu cevaplayabilmişlerdir. Çalışmalar devam etmekte ve bilim adamları beslenme, besinler ve onların sağlıkla ilgileri hakkında önemli soruları araştırmaktadırlar.

Günümüzde beslenme önerileri somut bilimsel bulgulara dayanmaktadır. Eskilerden farklı olarak, sağlık için yiyecek seçiminde geçerli güçlü temellere sahibiz, kişisel sağlığınız için beslenme ilkelerini uygulama ve öneriler alma, size bağlıdır.

 

Riskleri Tartmak :

Şişmanlık, fazla vücut yağı olarak tanımlanırken, fazla kilolu olmak ise yağ, kemik ve kasları içeren vücut ağırlığının fazla olması şeklinde tanımlanmıştır. Vücut yağ yüzdesi 25’in üzerinde olan erkekler ve 30’un üzerinde olan kadınlar şişman olarak değerlendirilmektedir.

Şişmanlığın nedenleri, enerji dengesizliğinden çok daha fazla karışıktır. Aile içinde şişmanlık görüldüğü için genetikle ilişkili olabilir. Çocuğun bulunduğu çevre ve yetiştirme koşulları da şişmanlığı etkileyebilmektedir. Anne veya babası şişman olan çocukların fazla kilolu olma olasılığı % 40’dır ve bu risk oranı hem annenin hem de babanın şişman olmasıyla ikiye katlanır. Kalıtsal olarak yavaş bir metabolizmaya sahip olan kişiler daha çok kilo almaya eğilimlidirler. Günümüzün aktif olmayan yaşam tarzı, çoğu kilo sorunlarıyla yakından ilişkilidir. Örneğin, yapılan çalışmalar aşırı televizyon izlemenin şişmanlık insidansıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Günümüz teknolojisi, video oyunları ve bilgisayarlar da şişmanlıkla yakından ilişkilidir. Diğer psikolojik, sosyal ve yaşam tarzı faktörleri de düşünüldüğünde kişisel farklılıklar gösteren karışık şişmanlık nedenleri ortaya çıkar.

Çok zayıf olmak nasıldır? Zayıflığın nedenleri de fazla kilolu olmanın nedenleri kadar karışıktır. Genetik, zayıflıkta da etkili bir faktör olabilir. Şişmanlık gibi, ailesel bir durum olabilir. Bazı kişiler ailelerinden hızlı bir metabolizma özelliği alabilirler. Bir çok nedenle beyindeki iştah merkezi açlık sinyalleri oluşturmayabilir, böylece aç olsanız bile tok gibi hissedersiniz. Psikolojik, fiziksel, ekonomik, sosyal ve yaşam tarzı gibi diğer faktörler de besin tüketiminde azalmaya neden olabilirler.